Bugün burada, beyaz önlükleri ile alanları dolduran,
ülkemizin, önlükleri gibi beyaz ve aydınlık geleceği olan,
ülke aşkı ile, meslek aşkı ile ülkenin dört bir yanından,
81 il ve yüzlerce ilçeden kalkıp bu kara kışa aldırmadan Ankara’ya gelen,
Ankara’nın sisli soğuk havasında bir güneş gibi doğan,
Çilekeş, fedakar, sağlık emekçisi meslektaşlarım,
Yiğit eczacılar, dostlarım, yoldaşlarım HOŞ GELDİNİZ!
Eczanelerimizde yan yana durduğumuz eczane çalışanlarımız,
Mesai arkadaşlarımız HOŞGELDİNİZ!
Mesleğimizin geleceği öğrenci arkadaşlarımız, değerli meslektaşlarımız HOŞ GELDİNİZ!
Değerli öğretim üyelerimiz, hocalarımız, bilim insanları HOŞ GELDİNİZ!
Bu anlamlı günde bizlere destek veren değerli emek ve meslek örgütü temsilcileri,
Çok değerli basın emekçileri,
Sesimize ses veren halkımız;
HEPİNİZ TEK TEK HOŞ GELDİNİZ!
Bizler, hepimiz yeniden sokaklarda, alanlardayız!
En uzun gecenin yaşandığı bu günde, bu kısacık güne kocaman bir umut sığdırmak için alanlardayız..
Yeniden alanlardayız; öfke ile, ama umutla!
Yeniden geldik alanlara; meslek hakkımız için, meslek onurumuz için
Ama asıl olarak neden yeniden geldik alanlara biliyor musunuz?
Her birimizin ama dahası çocuklarımızın sağlık hakkı için! Yaşam hakkı için!
Bugün kimler burada?
Bugün burada olanlar yanı başınızdaki sağlık danışmanınız, ilaç uzmanınız! Bugün burada, bu alanları dolduranlar ülkenin dört bir yanına dağılmış, en ücra köşelerde dahi kesintisiz ve sürekli sağlık hizmeti sunanlar...
Bugün burada olanlar; sağlık hizmetinin ilk ve son basamağı olan eczanelerin eczacıları ve çalışanları…
Bugün burada olanlar toplumun sağlığını koruyanlar ve gözetenlerdir!
Burada sağlık emekçileri var!
Burada sağlıkta dönüşüme kurban edilmek istenen halkımız var!
Burada bugüne kadar defalarca halk sağlığını korumak amacıyla, kendi yaşamlarının içine girdiği çıkmaza ARTIK YETER diyenler var.
Dertlerini defalarca ve defalarca anlatmış, çözüm yolları önermiş,
pozitif bir biçimde siyaset üretmiş,
bilimin ışığını tek feneri yapmış olanlar burada.
Kendilerini mesleki açıdan geliştirmek için olağandışı çaba harcayan bir mesleğin mensupları burada.
Sadece kendi mesleki çıkarlarını düşünenler değil bugün bu alanlardakiler.. Toplumun geleceğini bugünden kurmak için elini taşın altına koyanlar burada..
Bunu reklam malzemesi yapmayan, doğal bir sorumluluğu olarak gören, özellikle sağlık ve eğitim alanında geleceğe yatırım yapan eczacılarız biz!
Bugüne derdimizi anlatmak için çok çaba sarf ettik, sabrettik.
AMA Bugün burada olanlar “artık yeter” diye haykırıyor.
ARTIK YETER!
Sözümüzü masalarda dinlemediyseniz bu alandan dinleyeceksiniz!
Kelimeler kifayetsiz kalıyor demiş ya şair, aynı biçimde bizim için de bıçağın kemiğe dayandığı sözlerin tükendiği noktadır.
O nedenle haykırıyoruz: ARTIK YETER!
Değerli Dostlar,
Yollar yürüyerek aşınmaz diyorlar,
Yolların yürümeden aşınma ihtimali yoktur.
Biz o yolları aşındırana kadar yürüyeceğiz.
Biz sorunlarımız çözülene kadar
Sorunların üstüne üstüne yürüyeceğiz.
Kulakları pas tutmuş olanlar artık duysun, ısrarla anlamayanlar artık anlasın!
Artık bıçak kemiğe dayandı!
2004 yılından beri atılan adımlar,
Sağlıkta Dönüşümle bir ateş olup eczanelerimize sıçrayan alevler, tüm sağlık sistemini hasta hale getirdi.
Adına neoliberalizm denilen bu hastalık, tüm dünyayı bir hayalet gibi dolaşıyor.
Ama neoliberalizm bugün krizin duvarına tosladı.
Tüm dünyada sokağa dökülen milyonlarca emekçi gibi biz de haykırıyoruz:
Krizinizin bedelini ödemeyeceğiz.
Hastalarımıza da ödettirmenize izin vermeyeceğiz.
Bizler haykırıyoruz:
Artık yeter, hastayı, sağlık emekçilerini, sağlık hizmeti sunucularını ve kamuyu düşünün!
Sevgili Dostlar,
Bize dört yıldır haksız yere bedel ödetiyorlar.
Şirketler karlarına kar katarken,….Emeğiyle geçinen eczacının ekmeğine göz dikiyorlar.
Bizler kamu kurum ıskontosu kamburunu üzerimizden atmadan bu meydanlardan inmeyeceğiz.
Sözler veriliyor, tutulmuyor,
İmzalar atılıyor, gereği yerine getirilmiyor.
Soruyorum: Biz bu ülkenin Bakanlarına da güvenemeyeceksek, kime güveneceğiz?
Artık “yapacağım” demelerine inanmıyoruz.
Yapmadıkça da inanmayacağız.
Sözün gerçek anlamda bittiği noktadayız.
İcraat istiyoruz.
Açıkça söylüyoruz:
Artık Yeter!
Bu kambur “ya gidecek, ya gidecek”!
Sevgili Dostlar,
Sağlık hizmeti ücretsiz oldu diyorlar,
Sizlere soruyorum,
Sizlere soruyorum sevgili meslektaşlarım,
Değerli yurttaşlarım, sizlere…
Bu ülkede sağlık hizmeti ücretsiz mi?
Sizden muayene ücreti almaya cesaretleri bile yok
Sağlık hizmetinin ücretini eczacılara aldırıyorlar.
Bizler her gün eczanede bu ücreti ödeyemeyen binlerce insanla karşı karşıya kalıyoruz.
Sizinle bizi karşı karşıya getiriyorlar
Görülmüş bir iş değil, duyulmuş bir iş değil.
Böyle bir tek ülke daha söyleyin bana!
Eczacı binyıllardır eczacılık yapıyor bu topraklarda
Son dört yıldır
Eczacıyı tahsildar yaptılar
Hastanelerin uşağı mıyız biz?
Kriz var diyorlar, işçi atıyorlar.
Arkasındaki mantık ne?
Nasıl olsa eczacılar yapar.
Bizler tahsildarlık değil sağlık danışmanlığı yapmak için eğitim görüyoruz!
Kriz var diyorlar,
İlaçta tasarruf yapıyorlar.
Tasarrufu kimin cebinden yapıyorlar?
Hastalarımızın ve bizim.
Bizim cebimizden aldıklarını da sermayenin ve IMF’nin cebine koyuyorlar.
Yani ümüğümüzü sıktırıyorlar
Yeter artık!
Biz artık sağlık sisteminin finansal yükünü çekmeyeceğiz.
Elinizi cebimizden çekin.
Sevgili Dostlarım,
Bizler 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti veriyoruz.
Ama Sosyal Güvenlik Kurumu’nun reçete onay sistemi ayda 10 gün çalışmıyor.
Sonuç? Hastalarımız mağdur oluyor, bizi sorumlu tutuyor,
dahası eczacı kaynaklı olmayan hataların bedelini yine eczacılar ödüyor.
Yeter Artık! Diyoruz.
Biz bu konuda kısmi, geçici değil; gerçek çözüm bekliyoruz.
Teknolojik ilerleme, elektronik sağlık nutukları atanlar
Önce sistemlerini 24 saat açık tutmayı başarsınlar
Hastanın kaderini elektrik şebekesine bağlamasınlar
Hastayı kablolara dolayıp öldürmesinler…
Sevgili Dostlar,
Sağlıkta dönüşümün yeni bir uygulaması da avans ödemesi.
Avans demek, her iki eczaneden birinin kapanması demek.
Bu da sağlık hizmetinin aksaması, hastanın ilaca ulaşamaması demek.
Yeşil kartta ve konsolide bütçede hakkımız olan bedeli aylar sonra veren sistem, bize avans verecekmiş.
Sonra reçeteyi bilinmeyen bir tarihte kontrol edecekmiş,
Sonra da geri kalanını verecekmiş.
O geri kalanı yaşarken alabileceğinize inanıyor musunuz sevgili meslektaşlarım?
Sermayeye olan borcunu günü gününe, peşin ödeyen devlet
Emekçiye avans veriyor.
Açlıktan ölürken çocuğumuza devletin bize olan borçlarını mı miras bırakacağız?
Şimdi buradan soruyorum sizlere:
Avansla ilaç verecek misiniz?
Verecek misiniz?
Değerli dostlar,
%100 avans uygulaması bizler için bir ölüm-kalım meselesidir.
Biz ilaç şirketlerine avans verip ilaç almıyoruz.
Biz hastaya ilacın yarısını peşin, yarısını tedavisi bittikten sonra vermiyoruz.
Biz çalışanlarımıza, elektrik idaresine, vergi dairesine avans vermiyoruz.
Artık yeter diyoruz.
Biz avans değil, hakkımızı istiyoruz.
Başka türlü bir uygulama kabul edilemez, kabul etmiyoruz!
Değerli Dostlar,
Bizler sağlık danışmanıyız, ilaç uzmanıyız.
Bilgisayar başında saatte bir değişen uygulamaları kontrol etmekten yorulduk.
Biz sağlık uygulama tebliğini
Tebliğde değişiklik yapan tebliğleri
Tebliğde değişiklik yapan tebliğlerde değişiklik yapan tebliğleri
ezberlemekten yorulduk.
ARTIK YETER diyoruz
Sizler için önemli değilse de, bizim için hala önemli!
Bizler halk sağlığı için hizmet ediyoruz
Bırakın da işimizi yapalım.
Uzmanı olduğumuz ilacı hastalarımıza anlatalım.
Halkımızın kesintisiz sağlık nöbetçisi olarak çalışalım!
Sevgili Dostlar,
Bu ülkede “bir gece” çok önemlidir.
Kim olduğu bilinmeyen birisi, o “bir gecede” tebliğleri, yasaları, uygulamaları değiştirebilir.
İşte o “meşum gecede”
Günübirlik tedavi diye bir şey aklına geldi birisinin.
Ertesi gün kalktı ve bu “yaratıcı fikrini” uygulamaya koydu.
Evet, gerçekten çok yaratıcı bir fikir.
Çünkü dünyanın hiçbir yerinde yok.
Ama bizde var.
Niye var?
Özel hastaneler karlarına kar katabilsinler diye var.
Özeli, kamusu, tüm kurumların gerçekten sağlık hizmeti sunmasını istiyorsanız, bari eczacı istihdamını sağlayın!
Artık yeter, diyoruz
Artık olmayacak
İlaç eczacının işidir.
Ayakta tedavi de eczacının işidir.
Minareyi çalan yorganını hazırlamaya çalışıyor….İzin vermeyeceğiz.
Değerli dostlar,
Başka bir “gece” reçete dağıtım sistemimiz kaldırıldı.
Niye?
Rekabete aykırıymış.
Peki halk sağlığına ne oldu?
Peki kamu yararına ne oldu?
Peki etik değerlere ne oldu?
Onlar önemli değil mi rekabet kadar?
İnsan hayatının rekabet kadar değeri yok mu bu ülkede?
Eşit reçete dağıtım sistemi bu ülkenin, bu halkın sağlık sigortasıdır.
Yeter artık!
Sağlıkta rekabet olmaz.
Bu rezaleti durdurun!
O Rekabet Kurulu ya da başka birisi ertesi gün televizyonlarda ilaç pazarlamaya girişirse,
Dünyayı başınıza toplayacağız.
Bilsinler ki abartmıyoruz, yalın bir gerçeği ifade ediyoruz:
İlaçta reklam ve rekabet öldürür!
Bu kararı verenler,
Haksız rekabet yapanlara, yolsuzluk yapanlara hizmet ediyorlar
Halk sağlığına değil,
Bütçeye değil.
İzin vermeyeceğiz.
Değerli dostlarım,
Ne zaman ki biz hakkımız olanı istesek
Ne zaman ki görüşme masasına otursak
Bütün kurumları üstümüze salıyorlar
Eczacıya hırsız muamelesi yapıyorlar.
Eczane sıradan bir işletme değil
Eczacı da tüccar değil
Devlet bizden faturasız ilaç mı alıyor ki vergi kaçıralım?
Oysa Türkiye’de kaç kayıtdışı işçi çalışıyor biliyor musunuz?
15 milyon.
O vergileri de mi eczacılar kaçırıyor?
Türkiye’de vergilerin yüzde 70’i emekçilerden alınıyor.
Refahın yüzde kaçı emekçilere paylaştırılıyor biliyor musunuz?
Yüzde 20’si.
O vergileri de mi eczacılar kaçırıyor?
Bu ülkede hayali ihracat diye bir olgu var.
Hayali ihracatı da mı eczacılar yapıyor?
Hayali ilaçlar mı içiyor hastalarımız?
Bizim eczanelerimiz hayali mi?
O hayali ihracatı yapanlara uzanıyor mu elleriniz?
Yoksa onların elleri sizin ulaşamayacağız kadar yüksekte mi?
Artık yeter!
Biz sıradan yurttaşlar,
Biz eczacılar,
Biz emekçiler,
Vergimizi tam olarak verdiğimiz için hedef tahtası olmak istemiyoruz.
Emeğimizi çalmanıza daha fazla izin vermeyeceğiz.
Sevgili dostlarım,
Yarın Mecliste sağlık bütçesi görüşülecek.
Bu demek oluyor ki sağlık hakkımız biraz daha budanacak.
Ama kimse sağlık bütçesini artırma peşinde değil,
Onlar,
Eczacılık yasasını değiştirip
Alanı büyük sermayeye açma peşindeler.
Büyük sermaye grupları bugün hastane satın alıyor
Yarın eczane satın almaya başlayacak
Eczacı-eczacı ortaklığı, eczanelerin şirketleşmesinin, tek elde toplanmasının ve el değiştirmesinin önünü açıyor;
Korkumuz o ki, o eller eczacının elleri olmayacak!
Türkiye’nin büyüyen ilaç pazarındaki payını artırmak isteyen çok uluslu şirketlerin elleri olacak.
Biz eczaneyi ticarethaneye çevirmelerine izin vermeyeceğiz.
Eczaneler sağlık merkezleridir, öyle de kalacaklar.
Madem destek olmuyorsunuz, bari köstek olmayın,
Bırakın da layıkıyla mesleğimizi yapalım!
Ama eğer bırakmazsanız, zincirlerimizden kurtulmasını biliriz biz
Mutlaka kurtulacağız.
Bu mesleği yok etmek için
eczacısız eczacılık hizmeti verilmesi için
ilk akıllarına gelen: örgütlü gücümüze saldırmak.
Biliyoruz bu saldırılar bugünden sonra daha da artacak,
Elektronik sözleşmeyi önümüze getirecekler,
Buyrun getirin. Tıklamayacağız.
Örgütlü gücümüze saldırmanıza izin vermeyeceğiz.
Eczacı eczacı ortaklığında bizim fikrimize danışmayacaklarmış.
Eczacılara soracaklarmış.
Ben bu ülkenin 28 bin eczacısına güveniyorum, referandum mu demiştiniz!? Öyle bir şey çalındı kulağımıza
Onu da gerekirse biz yaparız!
Ama en kıymetli alanlarımıza örgütlerimize dokunamayacaksınız!
Buna izin verecek misiniz dostlarım?
Tekrar soruyorum bizi azaltmalarına izin verecek misiniz?
bizi yalnızlaştırmalarına izin verecek misiniz?
bizi güçsüzleştirmelerine izin verecek misiniz?
Evet Sevgili Dostlar!
Bizler var olma mücadelesi veriyoruz.
Bugün, bu koşullara sebep olanlar bilmelidir ki aklımız karamsardır, önümüzdeki sorunlar devasadır ancak irademizin iyimserliğini;
yani umudu,
yani aydınlık geleceğimizi,
yani hayallerimizi çalmaya kimsenin gücü yetmeyecek!
Vardık, varız, var olacağız.
Eczaneler yangın yeri olmuşsa, eğer eczaneler yanıyorsa, o yangın tüm sağlık sistemini yaralar! Sakatlar!Hasta Eder!
Sevgili dostlarım,
Bugün, binlerce kişinin isyanla ve umutla alanlara dolduğu bu tarihi gün, mücadele ettiğimiz yolun yalnızca bir durağı..
Bugün bir son değil, bir başlangıç.
bizler gelmekte olan fırtınaya karşı
yine, yeniden alanlardayız,
yan yanayız!
Hep birlikte haykırıyoruz; ARTIK YETER!
Bugün son değil, yepyeni bir sürecin başlangıcı.
Biliyorum ki bir arada durduğumuz sürece hiçbir fırtına bizi boğamaz!
15-16 Ocak eyleminden bu yana
ülkemiz aşkına,
insanımız aşkına
yaptığımız fedakarlıkları, sessizliğimizi atalet sanarak
sırtımıza yük üstüne yük bindirerek
sabrımızı sınamak isteyenlere sesleniyorum:
ülkenin en sabırlı, en fedakar insanlarını gelin bu alanda görün!
Sabır kararlılığa
Tevazu yiğitliğe dönüştü!
Şimdi binlercemiz haykırıyoruz!
Sağır yürekler bir kere daha duysunlar:
ARTIK YETER!
ARTIK YETER!
ARTIK YETER!
Meslek hakkımızı elimizden almaya çalışıyorlar,
İzin verecek misiniz dostlarım?
sağlık hakkımızı elimizden almak istiyorlar sevgili meslektaşlarım,
sağlık hakkımızı elimizden alıyorlar benim güzel ülkemin güzel insanları!
İzin verecek misiniz?
Yaşam hakkımızı elimizden almak,
bizleri yok etmek istiyorlar,
bizleri yok etmelerine izin verecek miyiz?
yaşam hakkımızı elde edene kadar
meslek hakkımız elde edene kadar
sağlık hakkımızı elde edene kadar
susacak mıyız?
SUSMAYACAĞIZ.
Susacak mıyız?
Yaşatıyoruz.
Yaşatacağız,
İşte bunun için yaşayacağız!
Yaşamak ve yaşatmak için bugün binlercemiz buradaysak,
Yarın yüzbinler olup
bu alanlara dolmayacak mıyız?
Hepimiz daha büyük mücadelelere hazırız!
Hazır mıyız arkadaşlar?
Sizler hazırsınız biliyorum.
Karşımızda duranlar, bizi duymayanlar da bundan böyle hazır olsunlar!
Çünkü bizler;
Bu berbat dönüşümü durdurana kadar
DURMAYACAĞIZ.
Duracak mıyız?.......DURMAYACAĞIZ.
Bizi durdurabilecekler mi?
DURDURAMAYACAKLAR!
Sizleri inançla, umutla ve coşkuyla selamlıyorum.
Bugünümüz için, yarınımız için umut SİZSİNİZ.
Yolumuz açık olsun!